1/3/2008 - tokyo
Tokyo dünyanın en şaşırtıcı şehirlerinden biridir. Bir yandan gösterişli biçimde gözleri yakan neon gazı ve sürekli gürültüye neden olan dağınık elektrik düzeni, genelde tıkalı olan oto tampon trafiği ve küçücük dairelerde sıkışıp kalmış on iki milyon insanıyla tipik bir kent kabusu olarak görülebilmektedir. Bu kaosun arkasında farklı bir hayat tarzının kalıntıları yer almaktadır. Çılgın ana yollardan geriye adım attığınızda sessiz caddelerden oluşan, temiz cüce ağaçlarının önünde ağaç evlerin bulunduğu bir dünyada kendinizi bulma fırsatını yakalayacaksınız: yüksek teknolojik mağazalarda dolaşarak, antik tapınak ve türbeleri bulabilirsiniz. 24 saat açık dükkanları ve para atarak her şeyi satın alabileceğiniz makineleriyle bu şehir, neredeyse yılın her gününde bir festival havasındadır. İnsanlar düzenli olarak türbeyi ya da tapınağı ziyaret etmekte ve geçen mevsimleri büyük bir titizlikle gözlemlemektedirler. Şehrin merkezinde İmparator Sarayı’nın gizmeli yeşilliği bulunmaktadır , burası imparatora ve geçmişe somut bir şekilde ev sahipliği yapmaktadır. Pek çok yönden Tokyo, modern günün ütopyasından da izler taşımaktadır. Trenler zamanında çalışmaktadır; suç oranı endişelenilmeyecek kadar azdır, mağazalar ve para atılarak istediğinizi alabileceğiniz makineler, 24 saat boyunca size her şeyi sunmaktadır, en son moda giysiler giyen insanlar hippi kulüplerinde parti yapmakta ve en mükemmel restoranlarda yemek yemektedirler. Burada sıkılmak neredeyse imkansızdır. Pek çok şeyin satın almaya ne kadar elverişli olduğunu da göreceksiniz. Ucuz ve eğlenceli izakaya (yemek veren barlar) ve kulüpler ve sayıca daha üstün olan büyük biletli Fransız restoranları ve geisha’nın minimalist Japon mutfağını takdim ettiği yüksek sınıf ryotei yer alırken, sumo turnuvaları ya da Kabuki oyunu için birkaç içki değerinde satılan günlük biletler vardır. Şehrin en dikkat çekici yerleri bile bedavadır: Asakusa ve büyük Budist Tapınağı Senso-ji etrafındaki bölgede yer alan, anıları uyandıran Shitamachi (cansız şehir)de bir gezinti; Meiji-jingu’nun sakin, ağaçlı yerlerini, şehrin en kutsal yeri Shinto Türbesi’ne ve yakınındaki gençlerin alışveriş mekanı olan Harajuku’ya yapılan bir ziyaret; Tsukiji’daki çılgın balık pazarı; Shinjuku mini şehrinin çıtırtıları ve neon gazı yayılmış atmosferiyle, bu şehri keşfetmek için çok fazla nakit paranızın olması gerekmemektedir. Tokyo’nun uzak durulması gereken dönemleri, yazın en sıcak olduğu aylar olan Ağustos ve Eylül’ün başlarıdır. Bu aylarda şehir insanının bir havalandırmadan diğer havalandırmaya koştuğu görülmektedir. Ekim ve Kasım ayları tam aksine Tokyo’nun park ve bahçelerinde olağanüstü sonbaharı yaşamak için mükemmel aylardır. Kış aylarında sıcaklık dondurucu derecelere düşmektedir. Soğuğa rağmen mavi gökyüzünden nadiren yağmur ya da kar tanecikleri düşmektedir.Nisan ayında Tokyolular, kiraz ağaçlarının çiçek açışını çoşkuyla kutlayarak parti yapmayı severler. Bu ay, şehrin ziyaret edilmesi için en iyi aylardan biridir. Tsuyu boyunca bir şemsiye taşımak iyi bir fikirdir. Haziran ve Eylül aylarındaki yağmurlu mevsimde tayfun bazen kıyıyı vurmaktadır.
|